92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Ülker yıldızı
Lisan : Farsça peren
1. isim , isim , isim , isim , Havada çark gibi dönerek atılan takla
Lisan : Farsça perende
Telaffuz : pere'nde
1. herhangi bir konuda birinden aşağı, beceriksiz olmak
2. oyun çevirememek, aldatamamak
Ön Takı : (birinin önünde veya yanında)
1. havada çark gibi dönerek takla atmak
1. Ali çocuk gibi perendeler atarak otlarla, yamaçlarla sarmaş dolaş oluyordu.
1. Ali çocuk gibi perendeler atarak otlarla, yamaçlarla sarmaş dolaş oluyordu.
1. isim , isim , isim , isim , Duvarcıların doğrultu bulmakta kullandıkları şakul ipi
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Durum, derece, kerte
1. İş bu pereseye geldikten sonra...
1. İş bu pereseye geldikten sonra...
1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Tapınma
2. Delicesine sevme
Lisan : Farsça perestiş
1. sevmek
1. Küçük hanıma bütün ruhumla perestiş ediyorum.
1. Küçük hanıma bütün ruhumla perestiş ediyorum.
Ön Takı : (birine)
1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Tapınan
2. Delicesine seven
Lisan : Farsça perestişkār
performans ödevi
1. isim , isim , isim , isim , Başarım
Lisan : Fransızca performance
1. isim , isim , isim , isim , Öğrencinin herhangi bir konuyla ilgili bilgisinin ve yeteneğinin düzeyini ölçebilmek için verilen ev ödevi
1. isim , isim , isim , isim , Sülfürik asitli işlem ile sürekli doku oluşturularak yüzey sertliği arttırılmış ve organik sıvıların genellikle belirli katı yağların, sıvı yağların ve gres yağının kâğıda nüfuz etmesine karşı yüksek derecede dayanıklılık kazandırılmış kâğıt
pergel hareketi
1. isim , isim , matematik , matematik , isim , isim , matematik , matematik , Yay veya çember çizmekte ve ölçmekte kullanılan araç, yayçizer
Lisan : Farsça pergāl
1. isim , isim , isim , isim , Bir ayağı sabit kalarak kendi etrafında dönme hareketi
1. teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , uzun adımlarla yürümek
1. Kalem Şakir düştü peşine, öylesine açmıştı ki pergelleri, koridorun ortasında yakaladı.
1. Kalem Şakir düştü peşine, öylesine açmıştı ki pergelleri, koridorun ortasında yakaladı.
1. isim , isim , isim , isim , Diyet
1. Doktorlar hastaları tedavi için perhiz verir, bıçak, ilaç kullanırlar.
1. Doktorlar hastaları tedavi için perhiz verir, bıçak, ilaç kullanırlar.
2. din bilgisi , din bilgisi , din bilgisi , din bilgisi , Hristiyanların ve Yahudilerin belli günlerde et, yağ vb. yiyecekleri yemeden tuttukları oruç
Lisan : Farsça perhīz
1. sağlığı korumak veya düzeltmek amacıyla özel bir beslenme düzeni uygulamak
1. Fiyatlar o kadar yükseldi ki perhiz eder gibi yediğim hâlde, yine her yemek bir buçuk lirayı geçmeye başladı.
1. Fiyatlar o kadar yükseldi ki perhiz eder gibi yediğim hâlde, yine her yemek bir buçuk lirayı geçmeye başladı.
1. perhizi titizlikle uygulamak
1. Öteki doktor bizi perhize çekerken öldürmüş de haberimiz olmamış.
1. Öteki doktor bizi perhize çekerken öldürmüş de haberimiz olmamış.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Sürekli olarak perhiz yapan (kimse)
2. zarf , zarf , zarf , zarf , Perhiz yaparak
1. Vücudunu her şeyden mahrum etmek, perhizkâr yaşamak...
1. Vücudunu her şeyden mahrum etmek, perhizkâr yaşamak...
Lisan : Farsça perhīzkār